aile dizimi

Epigenetikteki yeni keşifler artık manşetlere çıkıyor, bir
çoğumuz kendimize önemli bir soru soruyoruz: Çocuklarımıza gerçekten genetik
olarak ne miras bırakıyoruz?

Bagajımda taşıdığım, uğraştığım bitmemiş duygusal travmalar
çocuklarıma geçebilir mi?

Bilmeden onları incitebilir miyim?

Bunu kapsamlı bir şekilde cevaplamak için, bu bilime bakmalıyız.

Duygusal travmalar miras olabilir mi?

Epigenetik..

Epigenetik, biyolojide, DNA dizisindeki değişikliklerden
kaynaklanmayan, ama aynı zamanda ırsi olan, gen ifadesi değişikliklerini inceleyen
bilim dalıdır.Diğer bir deyişle, ırsi (kalıtımsal) olup genetik olmayan
fenotipik varyasyonları incelemektedir. Bunu şöyle örneklendirebiliriz: Çocuğun
anne ve babasında biri mavi gözlü diğeri kahverengi ama çocuk kahverengi gözlü
doğar. Ama geninde mavi göz fenotipi mevcuttur. İste hepimizin geninde sadece
bu fiziksel özellikler değil.Yaşanan travma vs güçlü duyguların oluşturduğu
fiziksel değişimler de bulunmaktadır.

Bizler de ailelerimizin yaşadığı duygusal mirası taşıyoruz
ve kimi zaman bu duyguları en ufak etki de bilinçsizce sergileyebiliyoruz.

Epigenetik’teki en yeni araştırma, siz ve ben,
ebeveynlerimizin ve büyük anne ve büyük babalarımızın yaşadığı travmalardan
genetik olarak kalıtımsal miras alabileceğimizi anlatıyor.

Bu şöyle olabilir: Bir travma meydana geldiğinde, bedenler
stresi daha iyi yönetmek için fizyolojik bir değişiklik yapar. Bu uyumsal
değişim, daha sonra çocuklarımıza ve torunlarımıza benzer travmalarla biyolojik
olarak başa çıkmak ve bu travmaların üstesinden gelmek için bize de geçer.
Tabiki, bize  miras kalan değişimler daha
fazla stres yaratmadıkça, bizim için olumlu olabilir.

Örneğin; büyükbabalarımız savaştan zarar gören bir ülkede
yaşayarak  “bomba patlamaları, korkular,
ölen  insanlar , silah sesleri” şeklinde
travmatize olduğunda; bu bize ayarlanmış bir yetenek becerisi olarak
“hiper-uyanık bir beden hızlıca yüksek seslere tepki veren refleksler ve bu
gibi diğer koruyucu tepkiler” olarak geçer.

Bu beceri seti, savaşta bir ülkede yaşamak için faydalı
olurdu. Ancak, bu mirasın yararlı olmadığı güvenli bir ortamda yaşamak, sürekli
hipervijilans, (tüm iç ve dış uyaranlara karşı aşırı dikkat halidir)
bedenlerimizde tahribat yaratabilir.

Yani, işte kötü haber..

Yani, işte kötü haber: 
Ebeveynlerimizin ve büyükannemizin acıları, korkuları, öfkeleri,
üzüntüleri  hepsi bizim ailemiz içinde de
sürdüreceğimiz bir miras, bizim istemediğimiz bir şey olabilir.

Ve işte bu üzücü kısım: Birçoğumuz sorunlarımız arasındaki
bağlantıyı; açıklanamayan korkumuz, kaygımız ve depresyonumuz şeklinde önceki
nesillerdeki aile üyelerimizle olan bağı kurduk.

Bunun yerine, sorunumuzun kaynağı olduğumuza, bir şeylerin
bizim için yanlış olması gerektiğine ya da içimizde birşeylerin kırıldığına
inanıyoruz.

Ve orada bitmiyor. Bu bilinçdışı örüntüler, bitmeyen işlerimizle birlikte, çocuklarımıza ve hatta çocuklarına bile aktarılabilir. Çocuğumuzun acı çekmesini görmek, gözetimsiz bıraktığımız acıyı hissetmeye devam ettiklerini bilerek çaresizce yaşamak  daha acı verici ne olabilir?

İyi haber var mı?

Kesinlikle var. Döngüyü kırmaya yardımcı olabilecek
yapabileceğimiz davranışlar ve teknikler var.

İşte yapabileceğiniz şeylerin kısa listesi

  • Önce kendi kişisel hikayenizi iyileştirin.

Çocuğunuzun diğer ebeveyni ile olduğu gibi ailenizle olan
kopmuş ya da yolunda olmayan ilişkilerinizi de gözden geçirin. Birisinin
davranışlarını zorlayıcı bulduğumuzda, aile öyküsündeki travmatik olayları
dikkate almamız faydalı olur. Unutmayın, acı kalıntısı öne geçebilir. Ve
çocuklar, büyük masumiyetleri ve sadakatleri nedeniyle kolay hedeflerdir.

Çocuklar bilinçsizce ebeveynleri arasında çözülmeyen şeyleri
taşıyabilir ve kendi ilişkilerine de yansıtabilirler. Ya da (epigenetikten
öğrendiğimiz gibi), ebeveynlerin arkasında çözülmeyen şeyleri yeniden
yaşayabilirler.

  • Soy ağacını sallayın ve neyin düştüğünü görün.

Hangi aile sırları gizlendi?

Hangi hikayeler anlatılmadı?

Hangi travmalar asla tam olarak iyileşmedi?

Bu şeyleri bilmek önemli olabilir, özellikle de bize ait
olmayan travma unsurlarını bilinçsizce yeniden yaşamamak için.

  • Çocuklarınıza, ailenizdeki travmalar hakkında neler bildiklerinizi söyleyin.

Onlara  ailenizde ve
büyük anne ve büyük babalarına ait 
olduğunu bildiğiniz önemli büyük olan olayları anlatın. Geçmişten gelen
acı verici duyguların istenmeyen alıcıları olabilirler. Onlara aile tarihinin
içinde nasıl bir trajedinin olduğunu söylerseniz, bu onlara büyük bir rahatlama
olarak gelebilir. Özellikle eğer size ait olanı veya ebeveynleri veya büyük
anne ve büyük babalarınıza ait olanları taşıyorlarsa bu onlar için çok
rahatlatıcı olacaktır.

Mesela;  Anne tarafımın Girit’ten geldiklerini ve büyük,büyük dedemin ise orada kaldığını ve sonrasında erken ölenlerin vs aile sistemimde olduklarını araştırarak öğrendim.

Vaka analizi

Bir zamanlar, dedesi, ücretli bir suikastçi olarak işlediği
suçlar için bilinçsizce  dedesine yardım
etmeye çalışan bir danışanla çalışıyordum. Danışanım üç kez intihara teşebbüs etmişti.
Üçüncü denemeden sonra kendini hala hayatta tutmak için yardım istemişti. Daha
önce hiç yapmadığı suçlar için dedesinin nihai bedelini ödemeye çalıştığına
işaret ettiğimde, bana döndü ve “Ölmek zorunda değilim? Yani, ölmek zorunda
olan ben değilim” dedi.

Geçmişi görmezden gelirsek, bizi ziyaret etmelerine engel
olamayız. Yine de araştırdığımızda, her zaman tekrarlamak zorunda değiliz. Acı
döngüsünü kırabiliriz, böylece çocuklarımız başkalarının yaşanmıslıklarını ve
acılarını yaşamak zorunda kalmadan özgür olabilirler….

yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!