Doğru erkek ve doğru kadın nasıl bulunur konusu üzerine şimdiye kadar birçok şey yazıldı.

Birbirleri için karar vermekte zorlanan bir çifte Hellinger genç bir erkeğin hikayesini anlattı.

Genç adam alacağı araba konusunda devamlı kararsızlık yaşıyordu, oysa en çok istediği şey arabasıyla çevrede tur atmaktı. Araba almayı yine bir yıl ertelemeye karar vermişti, belki gelecek sezon çıkacak olan modeller çok daha güzel olacaktı. Fakat her yıl yine hep eksik bir şeyler bulduğu için bir yıl daha erteliyordu, böylelikle yıllar geçti. Bu hikayenin sonunun iyi bitmeyeceğini herkes tahmin edebilir.

Genç adam uzun zaman sonra  korkular yasamaya başladı ve göz açıp kapanacak kadar kısa zamanda her ne olursa olsun bir araba almaya karar verdi. Çok ani hareketinden dolayı bir kamyonun altında kalarak hayatını kaybetti.

“Doğru erkek ve doğru kadın nadiren bulunur. İyi erkek ve iyi kadın yeterince alışılmış olandır.”Bert Hellinger

Bu durumda aşkın ihtirası ve duygusallığı nerede kalıyor? Bu hikaye biraz fazla köklü değil mi?

Hellinger’i bazı şeyleri masumiyetten çıkardığı için suçlayamayız. Kendisinin severek ve sık sık  anlattıkları sadece kendi hikayelerinde değil aynı zamanda terapi esnasında da altını çizerek şiddetle işaret ettiği şeyler yapılan bazı davranışların etkileri ve sonuçları olduğudur.

Hayat gerçekten tereddüt edenleri böyle ağır  şekilde cezalandırıyor  mu?

Okurlar bunları örnek alarak çevresindeki tanıdıklarının yaşamlarını dikkatle izlesinler. Partner arayışında  dış görünüş, karakter, mesleki kariyer açısından en yüksek derecede olanını arayanlar simdi ne durumdalar?

Benim tahminime göre bu kişiler genelde yasadıkları kısa ve mutsuz ilişkilerden sonra yalnız kalan kişilerdir.

Bazen çok büyük asklarla başlayan evlilik veya birliktelikler yine de kalıcı olmaz. Sadece doğru kişiyi bulmuş olmak yeterli olmuyor.

Aşk sadece aşırı istek değil ayni zamanda>>mantık<< ister.

Hellinger’e göre mantıksız aşklar her zaman eğri gider. Bu sözleri daha önce büyük annelerimizden duymamışmıydık? Görünüşe bakılırsa Hellinger’e göre ilişkilerde ihtiras ve romantizme fazla yer kalmıyor. Ancak gerçek yasamda ihtiraslı başlayan aşkların düzenden takdir ve hürmet görmedikleri  zaman kalıcı olamayacaklarıdır.

Daha öncede anlattığım gibi, bir evlilik yaşamış ve önceki evliliğinde birkaç çocuğu olan bir erkekle evlenen kadının hikayesi;

normal düzende erkeğe göre ilk sırada çocuklar ön plandadırlar ve daha sonra evlendiği kadın gelir. Bu ask sadece kadının düzene uygun olarak çocukların ilk sırada, kendisinin de ikinci sırada olmasını kabullenmesiyle kalıcı olur.

İlişkilerin ve evliliklerin bitmesinin en büyük sebeplerinden birisi düzenin istediklerinin kabullenilmemesidir.

Çok romantik bir aşk dahi bunu dengeleyemez. Aşk diğer sistemlerin düzenini bozmaya çalıştığı sürece, neye mal olursa olsun yıkılmaya mahkum olur. Tamda bu kumaştan romanlar dünya literatüründe yazılmıştır. Erkek ve kadın çok tatlı çılgınlıklarla dünyada sadece kendilerinin var olduklarını sanırlar. Yasadıklarının aile sistemini ne şekilde etkilediğini göremezler.

Bir örnek; bir bayan danışanım evli ve çok çocuklu bir erkekle tanışmıştı. Erkek bu bayan için boşanmış ve onun yanına taşınarak evlenmişti. Çocuklar annelerinde kalmışlardı. Yeni aşkın ihtirası çabuk bitmişti. 3 ay sonra danışanımın hislerini kontrol ederek bana söylediği sözler şöyleydi

>>Vicdanım rahat olarak evlenmedim<< Bu sözleri şimdi duyduğumda daha dikkate alırım, çünkü daha önce Bert Hellinger’in söylediklerini tam anlayamamıştım.

Evli çift kısa süre sonra sabahtan akşama kadar evde yaşanan küçük şeylerden dolayı devamlı tartışır hale gelmişlerdi, mesela banyodaki dağınıklık vb. gibi küçük şeyler. Bu küçük tartışmalar zamanla hayatı cehenneme çevirip araya geçilmez duvarlar örülürse, bundan şunu çıkarmamız gerekiyor; bu örnekte olduğu gibi , ilk kadına ve çocuklara yapılan haksızlıktan bozulan düzenin etkilerinin sarsıntılarıydı. Mutlu olabilmeleri için, eğer ikinci kadın başarabilirse suçunu kabullenmesi ve birinci kadının erkekle bağını onurlandırması gerekiyor. O zamanlar danışanımla yaptığım çalışmalarda erkek kadından devamlı uzaklaşıyordu.

Gitmek istediği yön kesinlikle belliydi.

Partnerle araya örüle duvarın geriye gidilince  içine doğulan kök aileyle de dolaşıklığı olduğu görülür. Bilinmeden geçmiş aile düzeninde dolanmış olunan yaşananların sonuçları şöyledir; çok zor çözümü olan ilişkilerin yaşanması.

Yukarıdaki örnekteki bayan danışanım babasız olarak büyümüştü ve iki dedesi de cinayete kurban gitmişlerdi. Baba tarafından olan birçok üvey kardeşinin varlığını sadece başkalarından duyarak biliyordu. Tüm bunların ilişkisini etkilediğini gayet tabii kavrayabiliriz. Babaya duyulan özlem ileriki bir partner tarafından doyuma ulaştıramaz. Dahası öldürülen aile üyeleriyle arasında dayanışmada vardır…


0 Yorumlar

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!