aile dizimiDengeden yoksun bir aile sistemi olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Bert Hellinger, aile sistemlerindeki bu dengesizliği; herkesin aile veya aile sisteminde tanınması ve haklı bir yere oturtulması” ile  çözüme kavuşturuyor.

Hellinger, çalışmalarında çok az enformasyona gerek olduğunu söylüyor. Bunlar da insanların neler düşündüğü ya da yaptığına ilişkin olanlar değil, belirleyici dış olaylar hakkında bilgilerdir. Söz gelimi ailede ölen kardeşler, anne ve baba ayrı, ya da birisinin dışarıda bırakılması, dışlanmasıdır. Ya da erken dönemde uzun süre hastanede kalmak, doğum sırasında yaşanan komplikasyonlar veya annenin ölümü bu tür şeyler.

Ailenizde böyle önemli gerçekler var mı?”

Sağlık sorunları nedeni ile katılanlara yönelik bir seminerinde bir danışana dönerek sorar. “Senin yaşamında böyle büyük olaylar var mı?.” Genç adam annesinin ikiz kız kardeşinin öldüğünü söyler.

Hellinger “bu kadarı benim için yeterli.Bu öylesine iz bırakan bir olay ki; olasılıkla her şeyi aşıyor,gölgede bırakıyor.. ”

Danışana; öyleyse önce çekirdek ailesini dizmesini söyler.Buna dahil olan anne,baba ve kardeşler.

Danışana “kaç kardeşsiniz”? diye sorar. Danışan kendisinden sonra gelen bir kız kardeşi olduğunu söyler.

Hellinger danışanından; annesi, babası kız kardeşi ve danışanın kendisinin de dahil olduğu; aileyi temsil eden dört kişiyi ,burada bulunan izleyicilerin omuzlarından tutarak kaldırmasını ve konuşmadan yerine yerleştirmesini istiyor. .

Danışan izleyicilerin ilk sıralarından bu dört kişi için temsilci seçerek sahnenin ortasına dizer. Aileyi temsil eden bu dört kişi konuşmadan kalkıyorlar.

Hellinger o temsilcilerinin deneyimlerinin “güvenli olduğuna, aile dizimi kurulumu içinde çalışan güce inanmaktadır. Nasıl olduğu hakkında konuşmayı gereksiz buluyor..

Temsilciler bu düzenlemede yer aldıklarında, kendilerini o insanlar gibi hissediyorlar.Hatta bilmeden yer,yer bu insanların sahip oldukları semptomları yaşayabiliyorlar. Söz gelimi bir keresinde saralı bir adamı temsil eden kişinin sara nöbeti geçirdiğinden bahsediyor. Yada sıklıkla görülen bir durum çarpıntı,veya bedenin bir yanının soğuması, ısınması mide bulantısı ,bacaklarında titreme, gergin ve huzursuz,üzgün, kafası karışık hissedebildiklerinden bahsediyor. Ayrıca kurulumun içinde farklı posizyonlarda;.birbirlerine uzak veya,yakın durmak sırtı dönük durmak gibi yerlerini belirlemek istediklerinden de bahsediyor. .

Tüm bu belirtilerin; temsilcilerin aile hakkında geri bildirimleri olarak anlamlı olduğunu anlatıyor..

Yukarıdaki kuruluma dönecek olursak. Hellinger temsilcilere tek tek sorar.

Oğlunun temsilcisi şimdi kendini iyi hissettiğini söyleyemez. Kendisinin doğru yerde olmadığını, kendisini sıranın dışında olduğunu ve annesine karşı güçlü bir bağ kurduğunu hissettiğini söyler.

Hellinger; izleyiciye dönerek sorar.

“Oğul kimi temsil etmek zorunda ?”

“Oğulun burada duracağı yer neresidir?’

Bu kendisinin öngörülebilir bir cevap verdiği retorik bir sorudur..

Bir sonraki aşamada, Hellinger ölen akrabayı kurulumun içine yerleştirir..

Genellikle aile diziminde bir kişinin dışlandığı ve görünmediği ortaya çıktığında bir sonraki adımın bu kişinin kurulumun içinde nerede olması gerektiğini de söyler

“Annesinin yanına çok yakın bir yer verin.”

Amaç, annenin bundan dolayı daha iyi hissetmesidir. Sorulduğunda şöyle diyor:

Anne “Daha iyi, ama çok yakın.”

Hellinger;görünüşe göre , ölen ikizin,kız kardeşine biraz daha yakın  durması gerektiğini “öyle olmak zorunda” diyerek yanıtlıyor., Üstelik Hellinger’in belki de çok sık rastladığı bir dinamik var: Anne bilinçsizce ölen kız kardeşini takip etmek istiyor ve bu nedenle şöyle diyor: “seni ölümünde izliyorum.”

Hellinger bu durumda kadının köken ailesine çekildiğini deneyimlerinden bildiği için “ikizinden kopamayacaktır :”Evet, durum böyle olmalı. ” diyor.

Seni ölümünde izliyorum.

Hellinger iç görülerine dayanarak nasıl bir dinamiğin olduğunu  anladı:Bu kurulumda annenin 7 yaşında öldüğü ikiz kız kardeşine tamamen bağlı olduğunu görür. . İzleyicilere “bunun bir çocuk için ne anlama geldiğini hayal edin” der.

Ölü kız kardeş nasıl? ”

Ölü kız kardeş “Gerçekten  (kardeşine)çok yakın olmaktan hoşlanıyorum.”der.

Bu nedenle çocuklar,anneden   ayrı yaşayan babaya gitmelidir.  Hellinger, çocukları babanın yanına koyar ve iç görüsüne uygun olarak babanın yanında kendilerini daha uyumlu hissetmelerini sağlar. “Şu an oğulun babaya çok yakın olması gerekiyor, o zaman babanın erkek gücü ona doğru akar. “

Oğul, orda nasıl? Temsilci yanıtlar burada daha iyiyim kendimi uyumlu hissediyorum.

Sadece gelişmeleri gözlemlemesine izin verilen danışan  artık çözüm aşamasında dizime katılabilir. Hellinger” Ölü teyzeye -ikiz kız kardeşe- git ve usulca saygıyla önünde eğil. Sonra bunu büyük annen ve büyük babanla da yap”.

Danışan eğilir.

“Şimdi de doğrul ve hepsine bak. Danışan ikiz kız kardeşe bakmaz.

Hellinger “Teyzenin gözlerinin içine bak,derin nefes al ve çok yumuşak bir şekilde yeniden eğil” der. “Bırak acı gelsin.Bu teyzeni onurlandıran bir acı.”

Ona yeniden; ölen teyzeye ,yavaşça ve birkaç kez saygı göstererek bakması talimatını verir.. İkiz teyze gülümser,

İzleyicilere dönerek görüyor musunuz? . Bu teyzenin onurlandırılmasıdır..

Genç adam ikiz teyzenin ona sunduğunu alamıyor bu yüzlerinden belli oluyor. Hastalık onun için teyzesinin kutsanmasından,onurlandırılmasından) daha kolay.ve bu şekilde dizimi kesiyor.

Ne yazık ki, istenen duygusal deşarj kalır. Hellinger’e göre, enerjinin düşmesi,danışanın pasif davranması -anti-climax davranış- danışandan  kaynaklanıyor:

“Çözümü reddetti. (…) Hasta olmak, teyzesinin varlığını ve kaderini kabul etmekten daha kolaydır.

 

Gabriele ten Hövel ile yaptığı röportajda Hellinger, söz konusu danışanın daha sonra çözümün “ruhunda çalıştığı” şeklinde bir mektup yazdığını anlatır.. Mektup, teyzesinin onurlandırılmasını kabul edemediğini, çünkü kızını yanlışlıkla öldüren merhum dedesiyle özdeşleştiğini anladığını söylemiş.. Hellinger bu durumdan hastalığın bir keffaret olabileceği sonucuna varır ve danışanına büyük babasıyla özdeşleştiğini acısını bilinsizce taşıdığını ve danışana dedesine ait olan bu acıyı ona bırakmasını söylemiş.olduğunu anlatır.

Bu özdeşleşmeyi bıraktığında belki hastalığı da iyileşebilir diyor.Benim ilgilendiğim ruha şifa verici olarak etkiyen ve aile içinde etkisini gösteren güçler.Bu güçler fırsat bulduğunda bir hastalığın iyileşmeside mümkündür.Ama benim ilgilendiğim bu değildir.

Hellinger hedefinin daha çok ruh ve aile alanında olduğunu,.bu arada bir hastalıkta iyileşiyorsa “ne ala ” diyor.

“Ama bunu -tedaviyi-hekimlere bırakmayı yeğlediğim bir alan.Onların sorumluluk alanı Yeterlik alanımı aşan bir şeye karışmam” diyor.

 

Hellinger’a göre, günümüzde birçok ebeveynin çocuklarıyla ilişkilerinde  izledikleri yöntemler zararlı olabiliyor..

“Ana babanın işlediği bir suç ya da onların mahrem ilişkisi söz konusu olduğunda çocuğun sorduğu her soru büyük bir hadsizlik ve kendini bilmezliktir.Özellikle ortada bir suç varsa.çocuklar böylelikle ana babalarını kendi mahkemelerine çıkartıp hadi bakalım savunun kendinizi demiş olurlar.Bundan daha büyük bir hadsizlik olamaz.Çocuk bunu yaptığında kendini büyük bir biçimde cezalandırır.Aynı şey ana baba kendiliğinden özel ilişklilerine ilişkin bir şey anlattığında  da geçerlidir.Söz gelimi anne babaya ait olan mahrem bir şeyi çocuklara anlattığında.yada baba anneden aşağılayıcı bir tavırla söz eder ve çocuk bunu dinler.sadece bunu bildiğinden dolayı kendisini cezalandırır.Bu durum çocuk ve ebeveyni arasındaki mahrem ilişkiyi kurcaladığında da daha çok ağırlaşır.”

Ebeveyn aile dinamiklerinde sevgi düzeninin ilk halkasını oluşturur..Bir çocuk anne baba sevgisi almadan büyürse; başkalarını nasıl sevebilir.?

“Sevginin birinci halkası anne ve baba ile başlar.Çocuklar ebeveynlerini olduğu gibi almalı, Ana ,baba olduklarından farklı olamaz. Olmalarına da gerek yoktur. Çünkü bir erkek ve kadın iyi ya da kötü olukları için değil,erkek ve kadın olarak birbirlerine bağlandıkları için anan baba olurlar.Bundan ötürü çocuk, yaşamı ana babasının verdiği biçimde almak zorundadır. Ana baba buna ne bir şey katabilir ne de çıkartabilir. Çocuk da herhangi bir şeyi ekleyemeyeceği gibi dışarıda da bırakamaz. Ana babası yaşamı kendisine nasıl vermişse öylece almak zorundadır.. Ebeveynlerini reddedenler kaçınılmaz olarak onlara benzeyecektir. Ebeveynler çocukları önünde kendilerini  haklı göstermek zorunda kalmazlar ve çocuklarda anne ve babalarını affedemezler. Çocuklar, ailelerinin  olayları veya sırlarını karıştıramazlar.”

Babasına ait bir suça ilgi duyan MS’li bir kadına Hellinger “Acının bu kısmının babanın savaş sırasında iki asker kaçağının ölümünden sorumlu bir nazi subayı olmasını araştırman ve müdahalen için ceza olması olabilir” dedi.

Literatür:

Hellinger, Bert ve Gabriele ten Hövel (2003).

Bekir Meleklioğlu -Online Alışveriş Kapat

error: Content is protected !!